Piyasa Yorumu 03.10.2025
Eylül ayı enflasyon verisi ile ilgili değerlendirmeler
Eylül ayında tüketici fiyat enflasyonu aylık yüzde 3,2 olarak -piyasa beklentilerinin ve bizim beklentimizin üzerinde- gerçekleşti. Aylık enflasyon 2024 yılının aynı ayına göre 0,3 puan daha yüksek gelince Mayıs 2024’ten beri yıllık enflasyonda aralıksız olarak gözlenmekte olan düşüş de eylülde bozuldu ve yıllık genel tüketici enflasyonu bir önceki aya göre az da olsa -0,3 yüzdelik puan- artış kaydetti.
Bu sürpriz artışta en büyük pay eğitimin oldu. Okul öncesi ve ilköğretim ücreti ile orta öğretim ücretleri geçen yılın temmuz-ağustos-eylül dönemine göre bu yıl yüzde 4 daha fazla artış kaydetmiş durumda. Dolayısıyla yükseköğretim öncesinde özel okul ücretlerinden kaynaklı enflasyonist bir eğilim söz konusu. Buna karşılık üniversitelerde durum farklı. Sadece eylül ayı itibarıyla bakıldığında 2024 Eylül’de üniversite eğitimindeki fiyat artışı yüzde 45,3 olmuşken bu yıl bu oran yüzde 61,7. Bu durum aylık karşılaştırmada büyük bir fark yaratıyor. Oysa aynı veriye ağustos-eylül döneminin genelinde iki aylık bakıldığında, bu yılki fiyat artışının geçen yıla göre yüzde 21 daha düşük olduğu görülüyor. Yani aslında geçen yıl iki aya yayılan fiyat artışı bu yıl sadece bir ayda olmuş, bu da enflasyon verisini etkilemiş. Aslında eğitim kaleminin tüketici fiyat enflasyonu sepetindeki ağırlığı yüksek değil; yüzde 2,5’in altında. Bununla birlikte artış oranı yüksek olunca aylık yüzde 3,2’lik enflasyonun 0,5 puanı bu kalemden kaynaklanıyor.
İkinci önemli etken gıda fiyatları. Eylül ayı da dahil son on iki aylık dönemde ortalama aylık yüzde 2,6 olan gıda fiyat artışı bu ay yüzde 4,6 olarak gerçekleşti. Yıllık gıda enflasyonunda temmuzdan beri 8 puanlık artış gözleniyor. Bunun nedeni ise tabii ki ülkenin büyük bölümünde etkili olan kuraklık. Ayrıca küresel gıda fiyatlarında da özellikle yağlık tohumlardan ve bitkisel yağlardan kaynaklanan artışlar söz konusu. Geçen yıl eylülde aylık yüzde 3,2 artan taze sebze ve meyve fiyatları bu yıl yüzde 4,3 artış kaydetti. Taze sebze meyvede temmuzda yüzde 33,6’ya gerilemiş olan yıllık enflasyon eylülde yeniden yüzde 53,5 oldu. Ama gıda kalemi ile ilgili asıl önemli olan ekim ve kasım ayları olacak.
Eylül enflasyonu tahminleri ve Merkez Bankası’nın kararını etkiler mi?
Eylülde beklenenden yüksek gelen enflasyon moralleri bozmuş olsa da mevcut durum çok endişe verici görünmüyor. Fiyat artışları talep kaynaklı değil ve enflasyon görünümünde aşırı ısınma nedeniyle oluşmuş, genele yayılan bir bozulma söz konusu değil.
Eğitim kalemindeki artış fiyatların geneline yayılma riski taşımıyor. Özel öğretimde fiyatların dönemsel olarak artırılmasından kaynaklanan bir defalık artışın kendisi de süreklilik arz edecek değil zaten. Yükseköğretim öncesindeki öğrencilerin yaklaşık yüzde 9’u, yükseköğretimdeki öğrencilerin yüzde 8’i özel eğitim kurumlarında. Bir başka deyişle bu alandaki yüksek enflasyon, gıda, ulaştırma, haberleşme ya da giyim gibi etkisi toplumun geneline yayılan bir nitelik taşımıyor.
Gıda enflasyonu, her ne kadar arz koşullarından kaynaklansa da genele yayılma ve fiyatlama davranışlarını bozma riski taşıyor. Bununla birlikte para politikasının mevcut sıkılığı ve maliye politikasının genişletici olmaması bu riskleri sınırlıyor. Üstelik yılın başından beri kaydedilen yüzde 25’lik enflasyonun hanehalklarının bütçe kısıtları üzerinde etkili olduğunu da göz ardı etmemek gerekiyor. Enerji ve gıda dışındaki temel mallarda yıllık enflasyon marttan beri yüzde 20 civarında yatay seyrediyor. Yıllık kira enflasyonunda 48 puanlık düşüş kaydedildi ve eylülde de bu eğilim korundu. Lokanta ve oteller kaleminde de yatay seyir bozulmamış durumda. Yılın sonunda 2026 yılı için belirlenecek ücretlerde artış oranının yüzde 20 civarında kalacağını bekliyoruz ve bu beklentimizin gerçekleşmesi durumunda enflasyon görünümü Orta Vadeli Program çerçevesiyle uyumlu olacaktır.
Merkez Bankası’nın işi zor
Aslında yukarıda ana hatlarını çizdiğimiz tablo Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) tarafından ekimde faiz indirimlerine devam edilmesine izin veriyor. Para politikası duruşu, bırakın beklenen enflasyonu, gerçekleşen enflasyona göre bile fazlasıyla sıkı. Ayrıca geçen ay enflasyonun beklentinin bir miktar üzerinde gerçekleşmesinin ekim PPK toplantısındaki faiz kararıyla teknik açıdan bir ilgisi yok. Bununla birlikte konunun iletişim yönü çetrefilli ve zaten zorluğu doğuran da o. Arz yönlü fiyat artışları merkez bankalarını en fazla sıkıntıya düşüren gelişmelerdir. 2007 yılı sonbaharında buna çok benzeyen bir durum yaşanmıştı. Olumsuz hava koşullarından kaynaklanan gıda fiyatlarında ve küresel koşullar dolayısıyla enerji fiyatlarında artış yaşanırken PPK, para politikasının sıkı duruşunun bu arz yönlü etkilerin genele yayılmasına izin vermeyeceğini değerlendirerek eylül-aralık döneminde enflasyon yüzde 7,1’den yüzde 8,4’e çıkarken politika faizini yüzde 17,50’den yüzde 15,75’e düşürmüştü. Dolayısıyla ekim PPK toplantısında faiz indirimi yapılması mümkündür, Merkez Bankası böyle bir tercihte bulunursa bu yanlış olmaz. Bununla birlikte PPK üyeleri, konunun iletişim yönünü göz önünde bulundurarak faiz indirimini 150-200 baz puan ile sınırlandırmayı tercih edebilirler.

Bir yanıt yazın